<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/5119876296888975076?origin\x3dhttp://bugunonsekiz.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

mevlânâ'dan onsekiz

""Dinle, bu ney nasil sikâyet ediyor; ayriliklari nasil anlatiyor. Diyor ki: Beni kamisliktan kestiklerinden beri feryadimla erkek de aglayip inlemistir, kadin da. Ayriliktan parça parça olmus bir gönül isterim ki istiyak derdini anlatayim ona. Aslindan uzak kalan kisi, bulusma zamanini arar durur. Ben her toplulukta agladim, inledim; iyi hallilerle de es oldum, kötü hallilerle de. Herkes kendi zanninca dost oldu bana; Içimdeki sirlarimi ise kimse aramadi. Benim sirrim, feryâdimdan uzak degil; fakat gözde, kulakta o isik yok. Beden candan, can da bedenden gizli degil; fakat kimseye Câni görmeye izin yok. Atestir neyin bu sesi, yel degil. Kimde bu ates yok ise, yok olsun o kisi. Ask atesidir ki neye düstü; ask coskunlugudur ki saraba düstü. Ney, bir dosttan ayrilana estir, dosttur; perdeleri, perdemizi yirtti-gitti. Ney, kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede; Mecnun'un ask hikâyelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehri kim gördü? Ney gibi bir solukdasi, bir istiyak çekeni kim gördü? Bu aklin mahremi, akilsizdan baskasi degildir; dile de kulaktan baska müsteri yoktur. Gamimizla günler geçti, aksamlar oldu; günler yanislarla yoldas kesildi de yandi-gitti. Günler geçip gittiyse, de ki: Geçin gidin, pervamiz yok. Sen kal ey dost, temizlikte sana benzer yok. Baliktan baska herkes suya kandi, rizki olmayanin da günü uzadikça uzadi. Ham, piskin, olgun kisinin hâlini hiç mi, hiç anlayamaz; Öyleyse sözü kisa kesmek gerek vesselâm."

ian anderson'dan

"Really don't mind if you sit this one out. My words but a whisper -- your deafness a shout. I may make you feel but I can't make you think. Your sperm's in the gutter -- your love's in the sink. So you ride yourselves over the fields and you make all your animal deals and your wise men don't know how it feels to be thick as a brick. And the sand-castle virtues are all swept away in the tidal destruction the moral melee. The elastic retreat rings the close of play as the last wave uncovers the newfangled way. But your new shoes are worn at the heels and your suntan does rapidly peel and your wise men don't know how it feels to be thick as a brick."

Archives

yaşam tek bir nefesse.. 23 Nisan 2009 Perşembe |

bugün yazmak zor. hala olmamış gibi hissettiren şeyleri unutmak nasıl mümkün olabilir ki? yarın sabah kalktığımda hala "o"nu görecekmiş gibi düşünürken yokluğuna nasıl alışılabilinir ki?

biliyorum ki hayatımızdaki yeri bu kadarmış, çekip gitmesi gerekiyormuş. hayat oyunundaki rolünün sonuna geldiğinde herkesin yapacağı gibi gitmesi lazım. sessiz, derinden ve zamansız..

belki "bu kadar zamandır benimle birlikteydiniz bundan sonra bensiz neler yapacağınızı görmek istiyorum" demek istedi.

bir şekilde insan hissediyor ki gitmesi gerekiyormuş. daha iyi, daha huzurlu ve daha kendi istediği bir yerden bizleri izliyor, bizleri bekliyor.

tek tesselimiz son anlarında çok sevdiğin annen, kocan ve çocuklarınlaydın..son nefesini de benim koynumda verdin..seni unutmak mümkün değil zaten..anca zamanla biraz alışabiliriz, oda ara sıra rüyalarımıza gelip iyi olduğunu hatırlatırsan bize..

hiçbir şey bir nokta kadar kesin ve üç nokta kadar sonsuz değil..